![]() |
![]() |
|
|
|
TÜRKİYE’DE DERMATOLOJİNİN GELİŞMESİ
Prof.
Dr. Ahmet MURAT Türkler Anadolu'ya geldikleri 1071 yılından sonra
Selçuklular ve Türk beylikleri ve nihayet Osmanlılar döneminde birçok hekim
yetiştirmişlerdir. Bunların arasında dermatoloji ile ilgili ilk eser Ahmedi'ye aittir. 1334-1413
yıllarında yaşayan 14. asrın bu ünlü hekim ve ozanı "Tevarih-ül Ervah" adlı 10.000 beyitlik manzum eserinde, ikinci
cildin 4. makalesinde döküntülü hastalıklardan bahsetmektedir. Eserde lepra, ulcus cruris, zona, vitiligo, melanosis, seboreik dermatitis, bullosis, tinea hakkında tanı ve
tedavilerine ait çeşitli gözlemler yer almaktadır. Bu tip değerli gözlemler
daha sonra yetişen hekimlerin el yazması eserlerinde de görülmektedir. Fatih Sultan. Mehmet devrinde ünlü hekim
FATİH DÖNEMİNİN ÜNLÜ HEKİMİ ESERLERİ ÖLÜMÜ CERRAHAT’ÜL HANİYYE'nin GİRİŞİNDEN BİR BÖLÜM Bu geçen ömür ve uzun süren istekler içerisinde, ilmiyle gördüğüm ve yaptığımla tecrübe ettiğim birçok acayip ve garip işleri bu kısaltılmış kitap içerisinde topladım. Şimdiki zamanın cerrahlarının çoğunluğu bu kitapta bahsedilen şeylerin çoğunu ne görmüşlerdir ne de duymuşlardır. Bu tip cerrahlar sadece bu dönemin revaçtaki kitaplarını incelemekte ve bunların içerisinde yazan şaibeli tedavileri uygulamaktadırlar ve bazen tecrübeleri olmadığı halde kendileri de hatalı şeyler ekleyip doğru yolu bulamamaktadırlar. Bu kitabı Türkçe yazmamın nedeni şudur; bu devirde Rum kavimleri Türk dilini kullanmaktadırlar. Ayrıca bu dönemin cerrahlarının çoğu okuma yazma bilmemektedir ve okuma yazma bilseler bile hepsi Türkçe kitap okumaktadırlar. Böylece, bu kitabı Türkçe yazmakla bundan daha fazla kişi faydalanabilecektir ve bu sayede işin aslını öğrenip,birçok sorunlarını çözerek kendilerini hatadan ve beladan koruyabileceklerdir. Bu kitabın 3 bab-ı vardır. 1. Bab uzuvların ve hastalıkların dağlanması, 2.Bab cerahatlerin yarılması,dikilmesi ve tedavisi, 3.Bab ise kırık ve çıkıların tedavisi hakkındadır. Bu kitaba Cerrahiyye-i İlhaniyye adını verdim. Tedavileri anlatırken önemli olanlarında üstadı, hastayı kullanılan aleti ve tedavi yöntemini tasvir ettim." KAYNAK http://www.amasyam.com 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu'da özellikle
bitkilerden ilaç yapma ve bunlarla dermatozları tedavi
etme yöntemleri çok yaygındır. Anadolu halkı papatya, ıhlamur, kantorun yağı, ceviz yaprağı gibi şifalı bitkiler ile yerel
pansumanlara çok önem verirlerdi. Demir oksit, katran ve civalı
merhemler yara tedavilerinde sıklıkla kullanılırdı. Aksaray ili civarında atonik yaralara yeşil küflü peynir tatbiki daha o zaman
penisilinin şifalı tesirinden pratik uygulamalar ile istifade edildiğinin
delilidir. Anadolu'da dağlama, hacamat,
sülük uygulama, kupa çekme gibi tatbikatlar hemen her toplumda olduğu gibi
gayet yaygındı. Bu tip halk uygulamaları halen birçok yörede geçerliliğini
korumaktadır. 16. asırda Nidal, Menafi
ün-nas adlı eserinde paraziter
hastalıklara işaret etmiştir. 17. asırda Emir Çelebi Enmuzec
üt-tıb ve Salih bin Nasrullah,
Gayet üI-Beyan adlı eserlerinde özellikle scabies ve lepra konusunda önemli bilgiler vermektedirler. Osmanlı imparatorluğu'nda ilk leprosori II. Murat döneminde (1421-1451)
Edirne'de kurulmuştur. ikinci leprosori
ise Yavuz Sultan Selim (1514) devrinde İstanbul, Üsküdar. Karacaahmet’te
açılmıştır. Edirne ve istanbul'daki
leprosorilerden başka Bursa, Kıbrıs ve Girit'te
leprosoriler kurulmuştur. Bugün İstanbul ve Elazığ'da modern leprosoriler hizmet vermektedirler. Amasya'da Şerafettin Sabuncuoğlu’nun 1465-66 yıllarında
yazdığı cerrahi kitabında lepra hastalarının
koterizasyon ile tedavilerine dair resimli
bilgi mevcuttur. Türk tıbbında ilk batılılaşma
hareketleri, 17. asrın ikinci yarısında, Osmanlı saray hekimleri tarafından, İstanbul'da
ve Belgrat'ta Avrupalı meşhur hekimlerin eserlerinin Türkçeye çevrilmesi ile
başlar. 19. asrın başlarında donanmanın modernizasyonu için III. Selim
zamanında tersanede hekim ve cerrah yetiştirmek üzere Spitalya
denilen hastane kurulmuştur (1805). Bu Spitalya
denilen uygulama hastanesine 1806'da Tıbhane denilen
teorik derslerin anlatıldığı tıp okulunun eklenmesi ile modern anlamda ilk
askeri tıp fakültesi oluşmuştur. Bu Tıbhane
ve Spitalya, 25 Mayıs 1807’de, III. Selim'in Kabakçı
vakası ile tahttan indirilmesi ve 14 Kasım 1808'de Alemdar Mustafa Paşa Vakası
sonucu faaliyetini kesmiştir. Bu binalar
1822'de tamamen yanmıştır.
Venedik’te
tıp tahsili yapan Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi, orduya gerekli hekim ve cerrah yetiştirmek üzere, modern bir tıbbiye kurulması
gereğini Sultan II. Mahmud'a önermiştir. Sultanın bu teklifi uygun bulması
ile yurdumuzda ilk modern üniversite olarak kabul edilen Modern Tıbbiye, Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i
Amire adı ile Şehzadebaşı’nda 14 Mart 1827’de açılmıştır. Bir konakta açılan
okul, üst katta 4 yıl süreli Tıbhane ve alt katta 3
yıl süreli Cerrahhane şeklinde faaliyet göstermiştir.
Dermatoloji branşı müstakil olmadığından, ilk dersler diğer branş
hocaları tarafından okutulmuştur. İlk hoca dahiliyeci
doçent Gallinici Bey’dir. Okul 1839 Şubatında bu günkü
Galatasaray Lisesi’nin bulunduğu yerdeki 1848'de yanan binaya taşınmıştır.
Müdürlüğüne Viyana'dan Dr. K. A. Bernard (1808-1844) getirilmiş ve Fransızca eğitim yapan modern bir tıp
fakültesi şekline getirmiştir.
Galatasaray'daki binanın yanması üzerine tıbbiye Hasköy'e taşınmıştır (1848). 1867'de Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane adı ile sivil tıbbiye
açılmıştır. Sivil tıbbiyede dermatolojiyi, farmakoloji
hocası Nuri Kenan Bey üstlenmiştir. Nuri Kenan Bey 1869'da Paris’e Prof. Hardy'nin yanına St.Louis hastanesine gönderilmiştir. Bu hoca 1880 yılında
yurdumuzda ilk bağımsız dermatoloji kliniğinin kurucusudur.
Askeri
tıbbiyede Gallinici Beyden sonra dermatoloji
derslerini bahriyeli göz hekimi İlyas Mater Efendi
sürdürmüştür. Daha sonra 1891 yılında fizyoloji hocası Hüseyin Hulki Bey
dermatoloji ve veneroloji kürsüsüne atanmıştır. Hüseyin Hulki bey
1892’de Viyana’da yapılan 2. Uluslararası Dermatoloji kongresine iştirak etmiş
ve sifilizde civa tedavisi
hakkında bir bildiri sunmuştur. 19. asrın sonlarında Türkiye'de frengi yaygın
olduğundan frengi ile mücadele gereğine dikkatleri çekmiştir. Orduda görevli
bulunan von der Goltz Paşa
askerin sağlığı bakımından frengi savaşının önemini Sultan II. Abdulhamit'e beyanı üzerine Almanya'dan Prof.Unna
kanalı ile bir dermatolog tavsiye edilmesi istenmiştir. Alman makamlarının Dr.Ernest von Düring'i
önermeleri üzerine adı geçen hekim Türkiye'ye gelmiştir. Ernest von Düring (18581944) 1899'da
dermatoloji hocası olarak profesör titri ile
Anadolu'da frengi taramalarına başlamıştır. Düring'in
yanında Hüseyin Hulki,
Dr. Celal Muhtar Bey, Paris'te St.Louis hastanesinde Fournier, Vidal, Darier gibi hocaların yayında 4 sene çalışmış ve 1901
yılında yurduna dönmüştür. Dermatoloji kliniğinde hocalığa başlayan Celal
Muhtar, During'in memleketine dönmesinden sonra
klinik direktörlüğüne getirilmiştir. Yanında değerli dermatologlar
yetiştirmiştir. Özellikle frengi ile yakından ilgilenmiş ve yerli ve yabancı
birçok dergide çalışmalarını yayınlamıştır. EI ve ayak trikofisisinin
bir formu tıp literatürüne “Celalettin Muhtar Hastalığı”
adı ile geçmiştir. Türk tıbbında 1839'da Galatasaray'da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'de başlayan Viyana ekolü etkisi,
1898'de Gülhane'de Prof. Dr. Rieder Paşa ile Alman
ekolü şeklinde devam etmiştir. Rieder Paşanın teklifi
üzerine, Haydarpaşa'da yeni yapılan binada. askeri ve sivil tıbbiye 1908-9 yıllarında Darül-Fünunu Osmani Tıbbiyesi adı ile birleştirilmiştir. Celal Muhtar birleştirilen Darül-Fünun tıp fakültesinde görevine 1923 yılına kadar devam
etmiştir. Bu tarihten itibaren kürsü yönetimine Hasan Reşat
bey getirilmiştir. Hasan Reşat Bey (1884-1971)
4 yıl Almanya'da ve bir süre Fransa'da çalıştıktan sonra, 1913'te Şam Türk
Tıbbiyesi'ne tayin olmuştur. Daha sonra Beyrut tıbbiyesi müdürlüğüne
atanmıştır. Kendisi 1916 yılından sonra deri ve frengi şubesinde görev
yapmıştır. Celal Muhtar yerine İstanbul Darül-fünun tıp Fakültesinde yönetime getirilen Hasan Reşat bu
görevini 1933 yılı Üniversite Reformuna kadar sürdürmüştür. Hasan Reşat, Hamburg'ta, Schilling ile beraber
monositer lösemiyi tarif etmiştir. 1933 yılında Afgan
Kralı Nadir Şahın daveti üzerine Afganistan'a giden Hasan Reşat Kabil'de Afgan
Tıp Fakültesi'ni kurmuştur. 1933 yılında Atatürk'ün direktifi
ile istanbul Darül-Fünun'u lağvedilmiş ve yerine İstanbul Üniversitesi
kurulmuştur. Bu modernleştirmede Vakıf Gureba
Hastanesi cildiye uzmanı Hulusi Behçet (1890-1948) İstanbul
Tıp Fakültesi Deri ve Frengi kürsüsü yöneticiliğine “Prof.” titri ile
getirilmiştir. Hulusi Behçet kısıtlı imkânlar içinde titiz çalışması
ile dünya tıbbına kendi adı ile anılan tabloyu kazandırmıştır. Kendisi 1939
yılında Ordinaryus profesörlüğe terfi etmiştir. Sifilis
üzerine kıymetli çalışmaları mevcuttur. Yerli ve yabancı dilde yayınlanmış 196
adet çalışması mevcuttur. 'Klinikte ve pratikte frenginin teşhisi ve benzeri
deri hastalıkları" adlı kitabı önemli bir eserdir.
İlk dermatoloji derneği İstanbul'da 1919 yılında
"Emraz-ı Cildiye ve Efrenciye Cemiyeti” adı ile
kurulmuştur. İlk başkan Mehahem Hodara'dır.
Bu dernek 1930'da "Deri ve Zührevi Hastalıklar Derneği" adını almış
ve günümüze kadar faaliyetine devam etmiştir. Hulusi
Behçet'in 1948 yılında vefatından sonra klinik yöneticiliği ne 1949-61 yılları arasında Ord. Prof.
Dr. Cevat Kerim İncedayı getirilmiştir. 1953 yılında
Vakıf Gureba'da dar alanda faaliyet gösteren
dermatoloji kliniği bugün bulunduğu binaya taşınmıştır. İncedayı
Almanya'da dermatolog ve biyokimya uzmanı Doç. Dr.
İstanbul
Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi günümüzde Türk dermatolojisine
yararlı hizmetler vermektedir. Cumhuriyet
döneminde sivil tıp fakültelerinin anası İstanbul Tıp Fakültesi'dir. Yurdumuzda
ikinci sivil tıp fakültesi Ankara'da 1945 yılında kurulan Ankara Tıp
Fakültesi'dir. Dermatolojinin başkanlığına Almanya'dan Prof. Dr. Alfred Marchionini getirilmiştir
(1945-48). Aynı kürsüde daha sonra Prof. Dr. Richard
Richter (1953-58) göreve getirilmiştir. Kürsünün
gelişmesinde daha sonra uzun yıllar Lütfü Tat'ın emeği geçmektedir. Yurdumuzda
dermatolojik gelişme ihtiyaca göre her geçen gün kurulan yeni fakülteler ile müsbet aşamalar göstermiştir. Ankara'dan sonra, Ege (1958),
Hacettepe (1964), Atatürk (Erzurum 1966), Dicle (Diyarbakır 1966), 9 Eylül (İzmir
1979), Uludağ (Bursa 1983) fakülteleri kurulmuş ve her geçen gün bunlara yenileri
eklenmiştir. Askeri Tıp
Fakültesi modern anlamda 1898 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi adı ile
kurulmuştur. Dermatoloji şubesine cerrah Prof. Dr. Rieder
bakmaktadır. 1899 sonlarında Berlin Tıp Fakültesi'nde eğitim gören Eşref Ruşen
Bey deri ve frengi başkanlığına getirilmiştir. Prof. Dr. Eşref Ruşen birinci
dünya savaşının çıkmasına (1914) kadar bu görevi yürütmüştür. Harp
sonrası Gülhane yeniden Gümüşsuyu’nda kurulmuş ve
direktörlüğüne Talat Çamlı getirilmiştir. Talat Çamlı bu görevi 1921-34 yılları arasında yapmıştır. Yerine 1935-51 yılları arasında Burhan Urus
geçmiştir. Daha sonra Amerika’da Walter Reed Askeri Hastanesi’nde 1947’de çalışmış olan Necmettin
Gürhan Paşa geçmiş ve 1952-76 yıllarında kliniği 24
sene idare etmiştir. 1976’dan bu yana başkan Prof. Dr. Nüzhet
Aras Paşa’dır. KAYNAKLAR: 1.
Ehring, F: Hautkrankheiten. Gustav Fischer Verlag, Stutgart 1989 2.
Kınacıgil, T.K. ve Avcı Ü: Dünden bugüne Türk Deri Biliminin gelişimi,
Türk J.Dermatopatlogica, 3-4:169-174,
1983 3.
Köşlü, A: Türk Dermatoloji Tarihi, Dermatolojide Gelişmeler 2. Teknografik Matbaacılık, İstanbul 1993 4.
Terzioğlu, A: Türk İslam hastanesi ve Tababetinin Avrupa’da Tıbbi Rönesansı Etkilenmesinden Türk Tıbbının Batılılaşmasına.
Hipokrat Basın Yayım, İstanbul 1992 5.
Terzioğlu, A: İslamiche Leprosorien
im Mittellater, Fachprose-Studien, Erich Schmidt Verlag, Berlin 1982, s.305-314 6.
Unat, E.K: Dünyada ve Türkiyue’de 1850 yılından
sonra Tıp dallarındaki ilerlemenin tarihi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Vakfı
Yayınları No:4, S.68-75, İstanbul 1988 7.
Ünver, S ve Şehsuvaroğlu, B: Türkiye’de Cüzam
Tarihi, İsmailk Akgün Matbaası, İstanbul, 1961. 8.
Yurdakök, M: Pediatrik dermatoloji tarihinde Türkler. Türk J.Dermatopathol.1-2:5-12,1994 Kaynak: Türk Tıp Tarihi Yıllığı
İstanbul 1996 Sayfa:124-128 |
|||||||||||||||
WEB MASTER: Mustafa Sütlaş - Bu sayfa en son 19/07/2005 Tarihinde yenilenmiştir.